Etiketler
Popüler zayıflama ürünü Biber Hapı konusunda kullanmak isteyenlerin en çok sordukları soru “Biber Hapı kullanırken ne kadar su tüketilmelidir?” in cevabını arayacağınız. Bildiğiniz gibi vücudumuzun ortalama % 56’sı sudur. Yani vücudumuzuda 40 lt su bulunur. Bu suyun, 25 lt’si hücre içinde, 5 lt’si kan plazmasında, 10 lt’si de dokular arasındaki boşluklarda bulunur. Kaslarımızın % 70′i sudur. Başka bir deyişle kas hücrelerinde bulunan su miktarı yağ hücrelerindeki su miktarından daha fazladır. Suda bulunan ve elektriksel iletkenliği sağlayan erimiş maden tuzlarına “elektrolit” denir. Bunlar: Potasyum (K), Kalsiyum (Ca), Sodyum (Na), Magnezyum (Mg) ve Klor (Cl) dur.
Gelelim biber hapı ile ne kadar su tüketilmesi gerektiğine. Biber hapı kullanıcıları günlük 2 veya 3 litre su tüketiminin kilo vermenize yardımcı olacağı konusunda aynı düşünceye sahiptirler.
Kilolarıyla başı dertte olmayanlar, sofraya oturduklarında (unutmayın, oturmaları bir zorunluluk değil, canları belki de ayakta yemek isteyecektir, oturmak anladığınız gibi lafın gelişi) kafalarındaki temel düşünce karnını doyurmaktır. Kilo sıkıntıları olmadığı için biber hapını düşünmek gibi bir sıkıntıları da yoktur.
Açlık hepinizin bildiği gibi rahatsızlık verici bir histir. Bu rahatsızlıktan kurtulmak istemektedirler. İşte burada en güzel anahtar biber hapı’ dır. Biber sizi istemediğiniz kadar tok tutacak ve bu sayede optimum seviyede yiyerek zayıflayabileceksiniz. Ve tabii ki yediklerinden keyif ve zevk almayı ummaktadırlar. İşte bu noktada Kısıtlamalı Beslenme Süreci’ndeki insanlardan tamamen farklıdırlar.
Beslenmesine bilinciyle çeki düzen verme gayretindeki kısıtlamadaki insan ise, sofraya öncelikle bu yemekten kilo açısından en az hasarla kalkmayı umut ederek oturur.
“Kilo sorunsuz” insan, kendisine huzur, güven ve keyif veren sofraya yaklaştıkça için için mutlanmakta; kısıtlamadaki insan ise korktuğu kalorilerle donatılmış masanın yanma yöresine vardığında neredeyse ayakları titremektedir. Ağırlık dengeleme mekanizmaları işleyen insan, günün gerginliklerinin bir kısmını masada bırakacağının bilinciyle, kısıtlamadaki insan ise az yemeyi basarsa da, kendini tutamayıp çok yese de sofradan kalkarken gerginliklerine yenilerini eklemiş olacağının huzursuzluğuyla yaklaşır besinlere sofraya. Biber hapı ise tüm bu huzursuzluklarınızın önünü keser.
Biri için yatıştırıcı ve huzur verici olan yemek eylemi, diğeri için başlı başına bir gerginlik üretme makinesidir.
1970′ lerin ortalarında ikinci nesle mensup küçük bir grup, üçüncü neslin en iyi teknolojiyle üretilen besin takviyelerinin savunuculuğunu yapıyordu. Haklıydılar. Ki biber hapı gibi bir mucize çıktı ve tam da tahmin ettikleri zaman diliminde binlerce takviye arasından sıyrılarak.
Bu yeni ürünler besin ve bitkileri bütün içerikleriyle tekrar piyasaya çıkarıyordu. Peki şimdiki haliyle, doğal besinlerle yapılan besin takviyelerinin etkinliğine ve insan bedeni için gerekliliğine güvenebilir miyiz? Bu besin takviyelerinin üretim sürecinde, içeriğindeki enzimlerin, oksijenin ve önemli yardımcı faktörlerin (co faktör) korunması için 110 derecenin altında ısıtma yapılıyor. Böylece besin takviyesinin içerisindeki besinlerin biyo aktif kalitesini sürdürmesi sağlanıyor. Biber hapı da aktifliğini sürekli sürdürerek bölgesel yağları yakıyor. Bu grupta son nesil besin takviyelerinin taze suyla kullanılan yeşil kuvvet tozu, chlorella ve süper mavi-yeşil yosun gibi tek hücreli algleri yer alıyor. Sağlıklı kalmak için bunların her gün kullanılması gerekiyor.
Bu grupta ayrıca yabani bitkiler ve homeopatik ilaçlar yer alıyor. Ancak nasıl hazırlandığını anlamak için üzerindeki etiketi iyice okumak gerekiyor. Bazı bitki özleri ve homeopatik ürünler alkolde tutuluyor. Bu medikal yapıyı değiştiriyor, bitki ve homeopatik ilaçların etkisini gerçekten azaltıyor.
Burası sizin için bir keşif alanıdır. Eğer organik besinlerle hazırlanmış yemekler servis eden bir restoran bulamıyorsanız, biber hapı ile restoranda yemek yemeyin. Ayda bir – iki kez keşif turları yapacaksınız demektir.
Yaşadığınız bölgede, tarım ilacı ve koruyucu kullanılmadan yetiştirilen ürünlerle yemek yapan bir restoran bulunca, orayı sık sık ziyaret edecek ve o harika yemekleri arkadaşlarınıza anlatacaksınızdır. Bu gibi doğal besinler sizi Biber Kapsülü kullanırken destekler. Dışarıda yemek yemenin iki türü vardır:
1. Dışarı çıkmadan önce, az da olsa bir şeyler yemek daima iyi bir fikirdir. Böylece gördüğünüz her yemek sizi kışkırtamayacaktır.
2. Restoranların birçoğunun mönüsünde çeşitli salata seçenekleri yer alır. Önemli olan, az oranda tarım ilacı kullanılmış canlı besinlerle ve bol filizle yapılmış salatayı seçmektir.
3. Telefon rehberinden ya da gazeteden, çoğunun mönüsü pişmiş yemekten oluşsa da, kaliteli vejetaryen yiyeceği satan yerleri bulun. Restoran yöneticisi ile telefon görüşmesi yaparak yiyeceklerdeki kimyasallar (tarım ilaçları), ısıtılmış yağ ve proteinler, fazla yağ, işlenmiş şeker, koruyucu ve tuzla ilgili kendi beslenmenize ait endişelerinizi dile getirin. Biber Hapı sizi destekleyecektir. Restoran yöneticisinin nitelikli, pozitif ve nazik yanıtı karşısında şaşırabilirsiniz.
4. Bir restorana gitmeden önce, restoranı telefonla arayarak günün spesiyalitesini öğrenebilir, sizin için salata ya da pişirilmemiş bir yemek hazırlamalarını isteyebilirsiniz. İyi restoranların birçoğu bu ricanız karşısında mutlu olacaklardır.
5. Hangi restorana gidileceği konusunda karar verilirken, aklınızda daima öneride bulunacağınız yerler olsun. Vejetaryen restoranlarda da, ne bulursa yiyen insanlar için yiyecek bir şeyler bulmak zor olmayacaktır.
6. Dışarıda yemek yediğiniz her seferinde, sindirimi kolay olan yiyecekler yemeye ve yiyeceklerde sindirimi kolaylaştırıcı enzimler bulunmasına özen gösterin. Enzim sağlayıcı ürünler (Hipokrat Sağlık Enstitüsü’nde geliştirilen ürün gibi) deniz algi, tatlı su algi ve karada yetişen besleyici otlarla yapılmıştır. Bu ürünler yağların, proteinlerin ve karbonhidratların parçalanmasına yardımcı olur. Aynı zamanda biyo aktif yiyecekleri sindirim sistemine getirerek, besin emilimine yardımcı olur.
7. Geleneksel Asya (Japon, Çin, Tai), Ortadoğu (Lübnan, Mısır, Türk), Yunan ve Meksika mutfakları bu yemeklerde ustalaşmışlardır. Meksika biberi hapı da sizi bu çabalarınızla daha hızlı zayıflatacak. Geleneksel ve uluslararası Avrupa -Amerika mutfakları ise Hipokrat takipçilerine çok az nicelikte yemek sunabilir.
Tüketilen gıda miktarı ve Biber Hapı; gıdanın içerdiği yağ miktarından lif miktarına kadar teşkil ettiği yapısı ve içeriği o gıda maddesini kilo aldırıcı ya da tersine kilo verdirici şekle sokabilmektedir.
Aralardaki atıştırmalar; bazı bireyler sürekli olarak öğün aralarında da bir şeyler tüketerek ya streslerini azaltmak yoluna gitmekte ya da bunu sadece bir alışkanlıktan ötürü yapmaktadırlar. Ancak bu durum vücuda sürekli olarak kalori girmesine neden olduğundan Biber Hapı desteği de yoksa şişmanlığa hizmet etmekte ve kilo kaybını engellemektedir.
Gene bazı bireylerde gece yarısı ya da yatmadan geç vakit yemek alışkanlığı vardır ki aktivitenin sıfırlanmış olduğu bu zamanlar, kalorinin de harcanamadığı zaman dilimleridir. Dolayısıyla bu tür alışkanlıklar da kilo vermeyi imkansız hale getirir. Bu alışkanlıklardan vazgeçip Biber Hapı kullanımı yapmalısınız.
Açlık durumu diğer önemli bir faktör olup, bazı bireyler tok halde bile bir şeyler yemeğe adeta özen gösterirler. Kişinin doyumunu hissedebilmesi ve kendisini bu yönde eğitmesi tokken de yemeğe devam etmesini önleyecek ve kilo vermesinde bir engel teşkil etmeyecektir.
Bireyin atıştırma ve yemek işlevlerini en çok ne zamanlar yaptığını belirlemesi gerekir. Şayet bu zamanlan tespit ederse bu tür zamanlarda kendisini özellikle denetim altına alarak veya bu zamanlarda başka yapacak alternatifler bularak fazla yemek ve atıştırmak riskinden de korunmuş olacaklardır. Örnek olarak bazılarımız televizyonda maç veya film seyrederken atıştırmaya veya yemeğe bayılır. Bu Meksika Biberi’ nin sizi zayıflatabilmesi konusunda büyük bir sıkıntıdır. Ancak hem aktivitenin sıfır olması hem de dikkatin beslenmeye değil, başka taraflara çekilmiş olması dolayısıyla hiç bir kalori harcamadan ve de üstelik ne yediğimizi bilmeden yeriz. Kalorileri de fazlası ile almış oluruz. Hem de fark etmeden.
Kaslar vücuda alınan glikoz’ un üçte ikisini tutarken, kalan üçte birlik kısımda karaciğer tarafından ihtiyaç duyulan zamanlarda sonradan kullanılmak üzere alıkonulur. Biber Hapı ile zayıflama safhasında glikozun önemi büyüktür. Ancak karaciğerdeki glikoz’un glikojen rezervi şeklinde depolanmasında üst düzeylere eriştiğinde arta kalan glikojen’i karaciğer sürekli ve azar azar kullanılmak üzere kısımlara ayırarak yağ şeklinde depolar veya kaslara göndererek buradaki hücrelere ve dokulara yağ şeklinde depolatır.
Kandaki glikoz seviyesine ve bu seviyedeki değişmelere en fazla duyarlı sistem sinir sistemi, en fazla duyarlı organsa beyindir. Kandaki glikoz seviyesi artışa geçtiğinde kişide sürekli uyuşukluk ve uyku hali, azaldığında ise zayıflık ve düşkünlük hali dikkati çeker. Buna karşılık ancak kandaki şeker düzeyi normal olduğunda Biber Hapı kullanan kişi kendisini enerjik ve formda hissedebilir. Dolayısıyla kişinin günlük hayatındaki dinamikliği ve kendisini enerjik hissetmesi öncelikle kan şekerini kontrol altında tutan bir diyete yönelmesi ile mümkün olabilir. Kandaki şeker miktarı, örnek olarak yemeklerden sonra olduğu üzere yükseldiği an, kaslar bunu glikojen şeklinde depolar. Daha da yükselmeye devam ettiğinde bu glikojen’ i yağ’a çevirirler. Tersine uzun süreli açlık veya aktivite sonrasında kandaki şeker miktarının düşmesi halinde ise önceden depo edilen kaslardan ve karaciğerden kana ve dolayısıyla dokulara şeker çekilmesi devreye girmiş olur. Biber Hapı ise tok tutucu özelliği yanında kan şekerinin düşmesinin önüne geçebilmektedir.
Glikoz düzeyinin kandaki artışını sezen ilk organ pankreas olup insulin hormonunu salgılayarak bu duruma tepki gösterir. İnsulin hormonu kandaki glikoz’ un kandan karaciğere yönelmesini ve orada glikojen şeklinde (ki insulin fazla glikozun bir kısmını sadece karaciğerde değil, kaslarda da depolatabilir) depolatarak kandaki glikoz düzeyinin düşmesini sağlar. Kaslarda ve karaciğerdeki glikojen de şayet çok fazla düzeylerde depo edilme durumundaysa yukarıda da değinildiği üzere bir kısmı yağa dönüştürülerek depolanır. Ancak kandaki açlığa, egzersize veya aktiviteye ya da bir hastalığa (tümör v. b) bağlı olarak cereyan eden aşırı glikoz miktarındaki azalma beraberinde gene pankreas tarafından salgılanan ancak insulin’ e zıt glukagon adlı hormonun salgılanmasını gündeme getirir.
Şişmanlık veya zayıflık, her ikisi de farklı zamanlarda farklı tanımlamalara maruz kalmıştır. Eskiden bir kişinin ağırlığı ideal ağırlığının %50 den fazlası olduğunda kişi şişman, buna karşılık %20 daha az ise zayıf olarak nitelendiriliyordu. Ancak Biber Hapı’ nın gelmesi ve beslenme biliminde yapılan gelişmeler ile artık bu belirlemelerde bu kadar kolay yapılamamakta ve zayıf ya da şişman isimlendirmeleri de artık daha bilinçli yapılmaktadır.
Kilo fazlalığı aynen zayıflıkta olduğu gibi hafif bir kilo fazlalığı sağlık açısından çok önemli olmadığı halde aşırı şişmanlık yani obezite olarak adlandırılan durumda yüksek tansiyon, kolesterol ve şeker olmak üzere üç önemli tehdit ağırlığını hissettirmeye başlayacaktır. Biber hapı kullanımı ile ise kısa sürede bu sorunlardan kurtulunabilir çünkü Biber Hapı oldukça kuvvetli bir zaıflatıcı özelliğe sahiptir. Obezite (şişmanlık)’ deki en önemli etkenlerden birisinin genetik olması da söz konusudur ki bu durumda bireylerde özellikle yüksek tansiyon çok çabuk kendini belli etmeye başlar. Biber Hapı tansiyon rahatsızlığı bulunan kimselerde kullanılmaz. Şişmanlık çoğu durumda yüksek tansiyonla özdeşleşmiş olup kilo vermeye paralel olarak düzelme gösterir. Hatta bazı bireyler yüksek tansiyonlarının hangi ağırlık artışı noktasında oluşabileceklerini bile söyleyebilirler. Şeker yani diyabet hastalığına gelince bu hastalıkta çoğunlukla şişman bireylerde gözlenmekte ve bu nedenle bu hastalıkla özdeşleşmektedir.
Nihayet yüksek tansiyon, şeker veya kolesterol tehditlerinden bir tanesinin ya da bir kaçının yapılan sağlık kontrollerinde saptanması durumu o kişinin çok büyük bir ihtimalle şişmanlık sınırları içine girdiğine de işaret edebilir. Bu tehditler altında kalmamak için Meksika Kırmızı Biberini mutlaka deneyiniz. Dolayısıyla bu tür durumlarda bireyin bir yandan da kilo verme programlarına başlaması gerekir.
Çiğ gıdalar vitamin, mineral ve antioksidanları en yüksek seviyede içerir, buna son derece önemli bir anti-aging madde olan ve pişirme ile birlikte yok olan superoxide dismutase dahildir. Bir lahanadaki C vitamininin yüzde 75′ i kaynatıldığında ve E vitamininin % 50’si kızartma ya da pişirmede kaybolur. Bitkisel gıdaları suda pişirmek minerallerin sızmasına ve yok olmasına yol açar. Protein gıdaların pişirilmesi de ihtiyacınız olan amino asitlerin doğasının değişmesine yol açar, öyle ki bunlar bizim için daha az faydalı hatta zararlı olur. Biber Hapı kullanımı sırasında bu tür mineral ve vitaminlerin alınması büyük ölçüde önemlidir.
Çiğ gıdadaki lifler bağırsakların temizlenmesi için en etkin fırça benzeri niteliğe sahiptir, gıdanın bağırsakta çürümemesini sağlar. Lifler çeşitli türdedir, her biri kendine özgü faydaya sahiptir ve siz eğer bol salata ve meyve yerseniz bunların hepsini geniş miktarlarda alırsınız.
Bunların arasında bu çeşitli tür lifler peristalsise yardım eder (kolonda sindirim hareketi), daha uzun süre daha çok doygunluk hissi sağlar, kan şekeri seviyelerini düzenler, zararlı maddeleri sulandırır, dost bakterileri teşvik eder, örneğin aşırı safra asitleri gibi kanserojenleri uzaklaştırır. Ve vücut tarafından daha az yağın emilmesine yol açar.
Çiğ gıdalar baş ağrısından kansere insanları türlü hastalıklardan iyileştirmek için şaşırtıcı bir yeteneğe sahiptir. Biber Hapı ile desteklenen diyette çiğ gıdaların ölçükü biçimde tüketilmesi tavsiye edilir. Max Gerson, 20. yüzyılın başında Berlin’de bir tıp öğrencisi, tuzdan yoksun, çoğunlukla çiğ gıda diyetiyle ciddi migrenini iyileştirdi. Hastalan üstünde de aynı diyeti uyguladığında, bunun sadece migren hastalan için değil faka: “tedavisi olmayan” tüberküloz hastaları için de eşsiz bir başarı sağladığını keşfetti ve bu diyet o dönemin bazı en büyük TB uzmanları tarafından da benimsendi. Giderek, bu diyetin neredeyse tüm hastalıklarda başarı sağladığı ve aynı zamanda yaşlanma işaretlerini de tersine çevirdiği ortaya çıktı.
Gerson kanser hastalarına çiğ meyve ve sebze sularından yüksek değerde besin maddeleri verdiğinde vücutlarının, kanserin ölümcül olduğu farz edilse bile, sıklıkla dengeyi yeniden kazanabildiğini ve kendini iyileştirebildiğini fark etti. Meksika Biberi yiyen kişilerde hücre faaliyeti yeniden normale dönmüş ve hücrelerin çevresinde biriken toksinler vücuttan arındırılarak hastalığın nedenini ortadan kaldırmış ve böylece vücudu iyileştirmişti.
YÜKSEK KARBONHİDRATLI DİYETLER VE BİBER HAPI:
Aşırı kilolular incelere kıyasla karbonhidrat yönünden zengin diyetlerden daha kötü sonuç alıyor gibi gözüküyor. Örneğin Hemşire Sağlığı Araştırmasında aşırı kilolu kadınlarda kolay sindirilen karbonhidratlardan çok fazla yemek en çok kalp krizi geçirme olasılığının artmasıyla ilişkilendi. Bunun ötesinde Meksika biberi kullanımı yapan kilolu kadınlarda bu riskin azaldığı tespit edildi. Ayrıca gönüllülerden yüksek karbonhidratlı, az yağlı diyet yapılması istenilen deneyler HDL ve trigliserid düzeylerinde kalp için zararlı değişiklikler ve elbette kan şekeri ve insülin düzeylerinde artışlarla sonuçlandı. Bu değişiklikler en çok aşırı kilolularda belirgindi.
Daha açık bir şekilde söylemek gerekirse, düşük yağlı, yüksek karbonhidratlı bir beslenme aşırı kilolu olan ve fiziksel olarak hareketli olmayan biri için en kötü beslenme stratejilerindendir. Sağlıklı Beslenme Piramidi daha az rafine karbonhidrat, daha fazla iyi yağ ve daha fazla tam tahıllardan elde edilen karbonhidrat içeren bir beslenme tarzı önermektedir. Kilolu olsanız da olmasanız da rafine tahıllardan tam tahıllara geçmek mikro besin alımını artıracağından sağlıklı olacaktır.
Karbonhidrat içeren bazı besinler kan şekerini birden fırlatır. Bazıları da şekerlerini daha yavaş salar, reklamlarını görmüş olabileceğiniz yavaş salınımlı soğuk algınlığı hapları gibi hareket ederler. Yakın sayılabilecek bir zaman önce genel kural şekerlerin kan şekerinde ve insülinde hızlı bir artışa yol açtığı, karmaşık karbonhidratların ise daha gecikmiş bir tepkiye neden olduğuydu. Ancak Toronto Üniversitesinden beslenme araştırmacısı David Jenkins ve meslektaşları, farklı karbonhidratların kan şekeri üzerindeki etkisini sistemli bir şekilde Biber Hapı ile kıyaslayıp test ederek bu geleneksel anlayışı baş aşağı etti.
Bama havası ve suyu temiz ve saftır ve insanları her gün engebeli arazide yürüyüş yapmak sayesinde formlarını korur. Bama halkı mutlu aile yaşamlarına ve hayata pozitif bir bakış açısına sahiptir ve bazı yüz yaşında kişiler “iyi % yapmayı” ve “yakın ilişkileri” uzun yaşamlarının sebep olarak saymıştır. Ayrıca Bama en çok Biber Hapı tüketilen yerlerden biridir. Araştırmacılar aynı zamanda hafif bir genetik unsura da rastlamıştır çünkü bazı aileler uzun yaşama ya yatkındır, yüz yaşındakilerin yüzde 37’si seksenin üstün de ebeveynlere sahiptir. Buna rağmen, genlerin sadece ufak bir faktör olduğu düşünülür ve genetik miras sonuç önceki kuşakların diyet ve yaşam tarzlarından etkilenir.
Genelde, diyet araştırmacıları tarafından Bama da uzun yaşamın en önemli “sırrı” olarak görülür. Günde üç öğün sebzeye dayalı yemek yenir ve evde yetiştirilen rafine ol yan organik ürünler kullanılır. Diyet kaloriler, yağ. hayvansal protein ve tuz açısından düşüktür ve lifler, kompleks karbonhidratlar, bitkisel proteinler ve antioksidanlar açısından zengindir. Biber Hapı kullanımı da bunu destekleyince bu aynı zamanda çok önemli omega 3 omega 6 temel yağ asitlerinin gerekli miktarını da içerir, bunlar kenevir bitkisinin tohumlarından elde edilir, ayrıca Panyang Nehri’nden yakalanan balıklardan omega 3 te yağları elde edilir.
Bama köylüleri hayvan beslemekten çok çiftçilikle uğraşır ve Meksika biberi yetiştirirler. Ddolayısıyla kolon kanseri ya da etle tıkanan bir kolonun yol açtığı diğer rahatsızlıklardan şikayetçi olma mümkün değildir. Kısaca, Bama diyeti en iyi sağlık ideal olarak dengelenmiştir.