Etiketler
Bugün biber hapı kullanıcılarına bir örneklendirme ile cevap vermek istedik. Bir kişinin “ideal” ağırlığını belirleyen eski ölçümler, bir sigorta şirketinin oluşturduğu boy/ağırlık şemasını temel alıyordu. Çizelgeler, en uzun ömürlü sigortalı kişilerin boy ve ağırlık oranlarını temel alarak oluşturulmuştu. Genellikle biri, on dokuz yirmi dört yaş arasındakiler ve diğeri, otuz beş yaş ve daha yaşlı olanlar için iki şema kullanılırdı. İnsanlar, bu şemalardan boy ve yaşlarına bakarlardı. Şemalar, kişinin “ideal” olduğu orta noktaya düşmesi gereken aralığı verirdi.
Yıllar geçtikçe boy/ağırlık şema ölçümlerini belirleyen sağlık araştırmacıları ve beslenme uzmanları, bu ölçümlerin olması gerektiği gibi doğru olmadığını fark ettiler ve bu sayılar, yağ dağılımını içeren en uygun beden kompozisyonunu göz önünde bulundurmuyordu. Birçok insan, şemadaki sayılara çok güveniyordu ancak gerçekte bu sayılar her zaman bir bütün olarak nüfusumuzun en iyi ölçümü değildi.
Bir kişinin ölçüsü için sağlıklı ağırlık; toplam yağ, kas, kemik ve suyu göz önünde bulunduran belirli bir beden yapısı aralığıdır. Biber hapı yada Meksika biberi bu ağırlığa göre etkisini gösterir. Bu ağırlık, kişiden kişiye değişir ve kişinin en sağlıklı olabileceği, zayıf ya da kilolu durumu arasında bir yerde olan ağırlığını gösterir.
Batı tipi beslenmelerde en yağlı ve kolesterollü besinlerin başında kırmızı et, tavuk ve balık gelir, ikinci sırada tavuk yumurtasının sarısı, üçüncü sırada ise süt yer alır. Süt, yağ oranı yüksek olan bir besindir. Yaklaşık 30 kiloluk bir dana, bir yıl sonra yaklaşık 180 kiloluk bir ineğe dönüşür. Süt endüstrisi, ağ oranı yüksek olan sütün içindeki yağı alıp tereyağı, dondurma, sütlü çikolata, krema, yoğurt ve peynir gibi yağlı besinlerin içine koyar. Tüm bunlar yıllar boyu sık sık yenir ve ölüme neden olan hastalıkların başını çeken kalp ve damar hastalıklarının temel nedeni olurlar.
Damar sertliğine yol açan bu yağlı besinler, bedendeki tüm damarlarda tahribata neden olurlar. Bir damardaki bozukluğun, bağlantılı organı da bozması ve belli bir hastalığın ilk belirtilerini vermesi boşuna değildir. Eğer yağ beyne giden damarları etkilerse, felç olabilirsiniz. Eğer yağ, böbreğe giden damarları tıkarsa böbrek yetmezliği ya da yüksek tansiyon başlar. Biber Hapı kullanıcılarına bunun olmasını istemeyiz. Eğer yağlı maddeler, kalpteki kanı alıp karın ve bacaklara gönderen aortta birikirse, damar duvarları zarar görmeye ve zayıf düşmeye başlar, böylelikle kişi gücünü kaybeder. Damarlardaki yüksek basınçlı kan, kendisini taşıyan damarların balon gibi şişerek genişlemesine neden olur.
İşte Biber Hapı kullanıcıları için yaptığımız fazla kilolara neden olan tespitler:
- Genetik Yapı: Genetik yapıya bağlı yani irsi olan kilo fazlalığı, kişinin elinde olmadan oluşur. Ama bu oluşumda egzersiz ve bilinçli beslenmeyle kontrol altına alınabilir.
- Hormonlar: Hormon dengesi özellikle kadınlarda çok önemlidir. Fazla kilolar hormon dengesindeki değişimden yada bozukluktan kaynaklanıyor olabilir. Hormon testi yaptırmak böyle bir problemin olup olmadığını ortaya çıkartacaktır.
- Beslenme Bozukluğu: Dengesiz ve aşırı yemek, yağ kitlesinin artmasına yani kilo almanıza sebep olacaktır. Bu problem, beslenme alışkanlıklarınızı değiştirip sağlıklı hale soktuğunuzda ve bunu egzersiz programlarıyla desteklediğinizde yavaş yavaş ortadan kalkacaktır.
- Hareketsizlik: Alman kalori harcanan kaloriden daha fazla olduğunda doğal olarak harcanamayan kalori karaciğerde ve deri altmda yağ olarak depolanacaktır. Egzersizle fazla kalorilerinizi yakabilir ve fazla kilolarınızdan kurtulabilirsiniz.
- Stres: Kişilerin kendilerini baskı ve gerilim altında hissettiğinde sıkça yaptıkları en olumsuz davranış abur cubur yemek ve ihtiyaçtan fazla gıda almaktır. Stres, hem kilo almada hem de kilo kaybında rol oynar.
- İlaçlar ve depresyon: Bazı ilaçların kullanımı kilo almaya sebep olur. Hormonal ilaçlar, kortizon, doğum kontrol hapları, bazı depresyon ilaçları ve ağrı kesiciler…
- Hormonal yapımızdaki değişiklikler hücrelerimizin yaptığı ya da dışardan aldığımız çeşitli hormonlar bizi farkında olmadan şişmanlatır.
- Yemek işi ile fazla meşguliyet bir başka sebeptir.
- Beslenme alışkanlığında yapılan yanlışlıklarda ısrar etme.
- Yaşama tarzı ve özellikle az hareketli hayat önemli bir sebeptir.
- Stres, çağımızda en önemli şişmanlama sebebi olarak düşünülmektedir.
- Sinir sisteminden kaynaklanan çeşitli hastalıklarda hem hastalığın etkisi ile hem de alman ilaçlardan dolayı şişmanlamak mümkün.
- Sık diyet değiştirme, uzun süre aç kalma veya şişmanlığı engelleyici bazı ilaçlar kullanma sonucu vücut dengesi ve düzenin bozulması
- Refah düzeyindeki artışa bağlı alman gıdaların zenginleşmesi.
- Teknolojinin ürettiği tadı hoş rafine gıdalarla beslenme tarzı. Modern beslenme olarak bilinen bu besinlerde zararlı yağ, şeker ve undan zengindir.
Biber Hapı kullanıcılarına kalsiyum ve nikotin konularında bir kaç tavsiyemiz olacak.
Düşünüp sonuç çıkaracak olursanız, kemik ve diş erimesi gibi kalsiyum eksikliğinden kaynaklanan rahatsızlıklar yaşayan tek memeliler bizleriz. Eğer kedi ve köpeklerde de aynı rahatsızlıklardan olduğunu düşünüyorsanız, lütfen ne yediklerini kimin kontrol ettiğini aklınızda bulundurun. Ben burada asla işlenmiş gıda tüketmeyen ve sadece doğanın onlar için sunduğu gıdalardan yiyen vahşi memelilerden bahsediyorum. Bu gıdaların süt ürünleri içermemesi yeterince komik.
Bu size biraz garip gelmiyor mu? Eğer süt ve süt ürünleri kemiklerimiz için zannettiğimiz kadar iyiyse, o zaman neden osteoporoz vakaları son elli yılda çarpıcı biçimde arttı? Ayrıca neden bu artış bizim süt ürünleri tüketimimizdeki muazzam artışla tam olarak aynı zamanda gerçekleşti? Bize söylenenlerin gerçeğin biraz uzağında olabileceği sonucunu çıkarmanız için biraz sağduyulu olmanız yeterli diye düşünüyorum. Gerçek şu ki, süt ürünleri sağlam kemiklere sahip olmak için hayati değil. Çinliler, inek sütü ya da süt ürünleri hiç tüketmiyor, ama yine de dünyadaki en düşük osteoporoz oranına sahip olanlardan biri Çinliler.
Süt ürünleri fanatikleri tarafından göz ardı ediliyor gibi görünen bir başka gerçek de, bütün meyve ve sebzelerin kullanılabilir kalsiyum içerdikleri; özellikle brokoli, ıspanak ve karalahana gibi koyu yeşil yapraklı sebzeler /engin kalsiyum kaynakları. Mütevazı soğan, zayıf kemiklere karşı en iyi silahınız. Bern Üniversitesi’nde yapılan bir araştırma, günde sadece bir gram soğanın iskeletinizi güçlendirmek için yeterli olduğunu ortaya çıkarmış.
Nikotin
Teknik olarak yiyecek ya da içecek değil ama yine de Diyetlerin Yedi Öldürücü Günahı bölümüne nikotini de dâhil ettim. Çünkü insanlar sigarayı ağızlarına koyuyorlar ve Özellikle de genç kızlar, sigaranın ince kalmalarını sağladığına inanıyor. Bu nedenle de Diyetlerin Yedi Öldürücü Günahı arasına girmesi gerektiğim düşündüm. Gördüğünüz gibi nikotini de sayarsak aslında sekiz günah var, ama nikotinin dünyada ayrı bir yeri olduğu için, teknik olarak bu ana yedi günahın bir parçası değil.
Sigara içmenin açıkça size hiçbir faydası yoktur; sanırım bunu bilmemek için başınızı geçen yirmi yıl boyunca kuma gömmüş olmanız gerekir. Sigara iyi bir şey olmamanın ötesinde, büyük çoğunluğu kanserin doğrudan sebebi olan 4000′den fazla kimyasal içerir. Gelin görün ki, bu gerçeğe rağmen, komik bir şekilde organik gıdalar ve içecekler tüketme konusunda ısrarcı olan ama bir yandan da sigara içenler tanıyorum. Bu insanlar vücutlarına mantar veya böcek zehiri, şeker ya da abur cubur sokmamaya aşırı derecede dikkat ediyorlar ama buna rağmen her yarım saatte bir 4000 kimyasalı içine çekmek hiç de canlarını sıkıyor gibi gözükmüyorlar.
Günde 2-3 paket sigara içen eski bir sigara tiryakisi olarak, aslında bu çelişkili hayat tarzını çok iyi biliyorum. Hatta günde 2-3 paket sigara içerken, aynı zamanda da aerobik dersleri veriyordum! Bu kesinlikle kaliteli beslenmenin sigara içiyor olmanız halinde hiçbir şey ifade etmeyeceği an-lamına gelmesin; aslında daha bile çok işe yarıyor. Yani şu anda sigarayı bırakmak gibi bir niyetiniz yoksa bile Hayatınızı Ateşleyin programının zihinsel ve fiziksel açıdan muazzam faydalarını göreceksiniz.
Düşünüp sonuç çıkaracak olursanız, kemik ve diş erimesi gibi kalsiyum eksikliğinden kaynaklanan rahatsızlıklar yaşayan tek memeliler bizleriz. Eğer kedi ve köpeklerde de aynı rahatsızlıklardan olduğunu düşünü yorsanız, lütfen ne yediklerini kimin kontrol ettiğini aklınızda bulundurun. Ben burada asla işlenmiş gıda tüketmeyen ve sadece doğanın onlar için sun¬duğu gıdalardan yiyen vahşi memelilerden bahsediyorum. Bu gıdaların sü1 ürünleri içermemesi yeterince komik.
Bu size biraz garip gelmiyor mu? Eğer süt ve süt ürünleri kemiklerimiz için zannettiğimiz kadar iyiyse, o zaman neden osteoporoz vakaları son elli yılda çarpıcı biçimde arttı? Ayrıca neden bu artış bizim süt ürünleri tüketimimizdeki muazzam artışla tam olarak aynı zamanda gerçekleşti? Bize söylenenlerin gerçeğin biraz uzağında olabileceği sonucunu çıkarmanız için biraz sağduyulu olmanız yeterli diye düşünüyorum. Gerçek şu ki, süt ürün¬leri sağlam kemiklere sahip olmak için hayati değil. Çinliler, inek sütü ya da süt ürünleri hiç tüketmiyor, ama yine de dünyadaki en düşük osteoporoz oranına sahip olanlardan biri Çinliler.
Süt ürünleri fanatikleri tarafından göz ardı ediliyor gibi görünen bir başka gerçek de, bütün meyve ve sebzelerin kullanılabilir kalsiyum içerdikleri; özellikle brokoli, ıspanak ve karalahana gibi koyu yeşil yapraklı sebzeler /engin kalsiyum kaynakları. Mütevazı soğan, zayıf kemiklere karşı en iyi silahınız. Bern Üniversitesi’nde yapılan bir araştırma, günde sadece bir gram soğanın iskeletinizi güçlendirmek için yeterli olduğunu ortaya çıkarmış.
Nikotin
Teknik olarak yiyecek ya da içecek değil ama yine de Diyetlerin Yedi Öldürücü Günahı bölümüne nikotini de dâhil ettim. Çünkü insanlar sigarayı ağızlarına koyuyorlar ve Özellikle de genç kızlar, sigaranın ince kalmalarını sağladığına inanıyor. Bu nedenle de Diyetlerin Yedi Öldürücü Günahı arası¬na girmesi gerektiğim düşündüm. Gördüğünüz gibi nikotini de sayarsak aslında sekiz günah var, ama nikotinin dünyada ayrı bir yeri olduğu için, teknik olarak bu ana yedi günahın bir parçası değil.
Sigara içmenin açıkça size hiçbir faydası yoktur; sanırım bunu bilmemek için başınızı geçen yirmi yıl boyunca kuma gömmüş olmanız gerekir. Sigara iyi bir şey olmamanın ötesinde, büyük çoğunluğu kanserin doğrudan sebebi olan 4000′den fazla kimyasal içerir.
Gelin görün ki, bu gerçeğe rağmen, komik bir şekilde organik gıdalar ve içecekler tüketme konusunda ısrarcı olan ama bir yandan da sigara içen¬ler tanıyorum. Bu insanlar vücutlarına mantar veya böcek zehiri, şeker ya da abur cubur sokmamaya aşırı derecede dikkat ediyorlar ama buna rağ¬men her yarım saatte bir 4000 kimyasalı içine çekmek hiç de canlarını sıkı¬yor gibi gözükmüyorlar.
Günde 2-3 paket sigara içen eski bir sigara tiryakisi olarak, aslında bu çelişkili hayat tarzını çok iyi biliyorum. Hatta günde 2-3 paket sigara içerken, aynı zamanda da aerobik dersleri veriyordum! Bu kesinlikle kaliteli beslenmenin sigara içiyor olmanız halinde hiçbir şey ifade etmeyeceği an-lamına gelmesin; aslında daha bile çok işe yarıyor. Yani şu anda sigarayı bırakmak gibi bir niyetiniz yoksa bile Hayatınızı Ateşleyin programının zi¬hinsel ve fiziksel açıdan muazzam faydalarını göreceksiniz.